Bu yazı 14 Temmuz 2010, Carsamba 10:21:32
eklenmiştir. 603 kez okunmuştur.
Yazar : Aydın KAHRAMAN
Çaycıysan kokusundan anlayacaksın çayın iyisini, yöneticiysen de bir bakışta kapacaksın karşındakinin nasıl biri olduğunu. Her işin sorumluluğu vardır. Temizlikçi, almadığı tozun hesabını verirken, yönetici temizlikçinin bu hatasının da hesabını verir. Bu yüzden yöneticilik en ağır sorumluluktur. Bunu taşıyabilmek ciddi bir cesaret ve akıl ister.
Çalışma hayatının zorluklarını hemen hemen hepimiz biliriz. Çalışmak insanı besler, eğitir, büyütür. Neredeyse her gün yeni tecrübelerle mantığımıza yeni bir olgu iliştiririz. O yüzden de daima gelişiriz. Bu gelişme bazı insanlarda çok fazla etkili olurken bazı insanlarda da hiçbir etki bırakmaz. İşte bu yüzdendir gerek devlet sektöründe gerekse özel sektördeki statü farklılıkları. Çalışmak elbette ki bir ekip işidir ama bu ekipte kimi daima söyleneni yaparken kimisi de daima yapılması gerekeni söyler. Herkes yönetici olamaz tabiî ki.. Herkes çaycı yada temizlikçi de olamaz.. Ama ne olursan ol ister üst düzey, ister alt düzey kademenin hakkını vermek önemli olan. Çaycıysan kokusundan anlayacaksın çayın iyisini, yöneticiysen de bir bakışta kapacaksın karşındakinin nasıl biri olduğunu. Her işin sorumluluğu vardır. Temizlikçi, almadığı tozun hesabını verirken, yönetici temizlikçinin bu hatasının da hesabını verir. Bu yüzden yöneticilik en ağır sorumluluktur. Bunu taşıyabilmek ciddi bir cesaret ve akıl ister. Yoksa bu ağır sorumluluğun altında ezilmek bir anlık meseledir. Bu yüzden de yöneticiler için diğer kesim çalışanlarından farklı olarak daha başka özellikler istenir. Liderlik vasfı, güler yüzlülük, pratik çözüm, sorunu kavrayıp çözüme ulaştırabilmek gibi. Ama en önemlisi de sözünü geçirebilmektir. Yönetim kademesindeki bir kişi elemanına bir işi istediği gibi yaptıramamanın sonucunda “bir işin istediğin gibi yapılmasını istiyorsan, kendin yapacaksın” mantığıyla ilerleyip kolları sıvıyorsa işte orası yöneticinin yerle bir olduğu andır. Bir de sözde yöneticiler vardır ki bunlar biraz duygusaldırlar. Mantıktan uzak hareket ederek konumlarının ismine güvenirler ancak uygulamada bir yönetim vasfından eser yoktur. Ancak işle alakasız bir konuda etiket olarak bu konumlarını gayet abartılı bir şekilde ballandıra ballandıra göstermeye çalışırlar.(Buna günümüzde formalite dendiğini de biliyoruz.) Yetersizlik asla utanılacak bir şey olmadığından bu kişileri rencide etmemiz de doru değildir. Ancak görünen köyün kılavuz istemediği durumlarda bu kişilerin biraz kapasitelerini zorlayarak düşünmeleri gerekir. Ben bu işe yeterli miyim? Eğer ki bu soruyu okuduktan sonra ciddi anlamda kendine bu soruyu sorduysan istersen bensiz hiçbir iş yürümez diye taklalar at ama üzülerek söylüyorum ki yüzleşmeye hazır ol. Gerçekler bilinçaltımızda saklı kalır hep. Sadece onları ortaya çıkaracak bir kıvılcım gereklidir. Sen istediğin kadar gerçek hayattaki yaşananları sandık içine koy ve kilitle. Şu andan itibaren madalyonun öteki yüzü gün ışığında.
Mantık böyle bir şey işte. Şüpheye düştüğün anda şüphelerinin gerçekleriyle yüzleşmeye hazır olmalısın. Bu yüzden iyi bir yönetici mantığını daima el feneri gibi yolunu aydınlatmada kullanır… formalite yöneticileri ise gözünü her şeye kapatmıştır. Değil el feneri 100 watt lık ampulü gözüne soksanız yine de görmez. O çoktan mecburi mevkisinin hülyalarına aldanmıştır bile. Uyanmaya da niyeti pek olmaz. Yeri rahattır çünkü. Yahu siz hiç işinden, işçisinden bihaber bir yönetici düşünebiliyor musunuz? Bir kere bunlardan haberin olamayacaksa sen neyi yönetiyorsun ki? Etrafta o kadar çok ki bunlardan. Ben şuyum, ben buyum, ben yetkiliyim… İyi, ol kardeşim. Ne güzel.. Millet iş bulamazken sen yönetim kademesinde çalışıyorsun. Bundan iyisi can sağlığı. Ama bir hata anında görünmez mi oluyorsun ne? Yönetiyorum dediğin insanların arkasına sığınırken de gayet “yetkili” görünüyorsun piirim. Yönetici alt kademesinde çalışan herkesin yaptığı hatalardan sorumludur. Üstüne bir de kendi hatalarından sorumludur. Bu yüzden yönetendir. Ama bu özellikleri taşımayanlar, isterse en alt kademesindeki insan olsun onların hatalarını kendisinde aramıyor ve çözüme doğru bir fikir üretmiyorsa, hiç kimse kusura bakmasın ama personelini yöneten değil, personelinin yönettiği, yetkili imajına bürünüp yetkisizce ortalıkta dolanan insandan farksızdır. Ve bu kişiler asıl yetkisizlik konusunda oldukça etkilidir. Başına tacı takıp, ben kralım, kraliçeyim diye gürleyip, itilip kakılmak gibi bir şey yani. Neyse, lafı biraz dolandırsak ta anlaşılabilir halde anlatmışızdır umarım. Ne de olsa sözümüz akıllıyım diye geçinip aklı yerde sürünenlere.. Eee onların anlayabilmesi için de biraz kelimeleri sadeleştirmek gerekiyor…