Bu yazı 23 KASIM 2010, SALI 10:17:57
eklenmiştir. 182 kez okunmuştur.
Yazar : M. Hayrettin ERDEMLİ
Hayat bu, nefes alıyoruz, veriyoruz, mutlu oluyoruz, üzülüyoruz, heyecanlanıyoruz, hüzünleniyoruz, gülüyoruz ağlıyoruz… Gelip geçiveriyor yıllar. Kırmadığımız, kırılmadığımız bir gün dahi yok belki de.
Hayat bu, nefes alıyoruz, veriyoruz, mutlu oluyoruz, üzülüyoruz, heyecanlanıyoruz, hüzünleniyoruz, gülüyoruz ağlıyoruz… Gelip geçiveriyor yıllar. Kırmadığımız, kırılmadığımız bir gün dahi yok belki de. Mutlu olduğumuz gün sayısı mutsuz olduklarımızdan daha az her nedense. Ya yaşamaktan zevk almayı bilmiyoruz veyahut da yaşamayı. Dokunmasınlar bize de ne olursa olsun çevremizde mühim değil. Geçenlerde sosyal bir paylaşım sitesinde sizce ne kadar insanız diye bir yazı ilişti gözüme. Bir insan kaynakları uzmanı konuyu öylesine hoş bir şekilde ele almış ve incelemiş ki gerçekten hayran kalmamak elde değil. İnsan kaynakları uzmanımız 'Hep düşünmüşüz dür zaman, zaman, ne kadar insanız, ne kadar insancılız? Ne kadar sabır yüklüyüz, ne kadar merhamet yüklüyüz, ar damarımızın boyutu ne ? Hayata bakmada ufuk çizgimiz in boyutu ne, Yobazlık yanımız, kin öfke yanımız,çıkar menfaat ilişkilerimizde samimiyetimiz ne Olmazsa olmazlarımıza bakış açımızın boyutu ne , İnsanlığı ortak değerleri paylaşım yanımızın boyutu ne
İnsanlığa bakış açımız ne, insanlığı algılama ,paylaşma boyutumuz ne
Hep bana mantığımız, bizi ne kadar etkiliyor
Tasada sevinçte, kederde, kıvançta ne kadar paylaşımcıyız?
Bize yapılmayanı , başkasına yapmaktan, ne kadar çekiniyoruz?
Günümü gün edeyim, altta kalanın canı çıksın mantığının, hayatımızdaki yeri ne kadar? Dostluğa, barışa, kardeşliğe, aşka, sevdaya , doğaya, hayvan sevgisine bakış açımız ne kadar?
Kızgınlık, öfke boyutumuz ne kadar ,acımasız gaddar, gözü kara yanımızla hayatta tehlikeli yaşam tarzımızda risk oluşturuyor muyuz
Kendi kişiliğimizle ne kadar barışığız, konuşma ve algılama tarzımız bilgeliğimiz...Nezaket kurallarına olan saygınlığımız ne kadar?
Aile bireyleri arasındaki diyalogumuz, komşularla, çevremizle , iş yeri arkadaşlarımızla olan diyalog bağımızın boyutu ne kadar?
Zorluk yaşama, sıkıntılı yaşama, vefasızlığa , ihanete, dayanma gücümüz dayanma sabrımız ne kadar?
Mutluluk boyutumuz ne kadar , küçük şeylerden de mutlu ola biliyor muyuz ?Hayattan beklentilerimiz, neler, hayal gücümüz ne kadar, sıcak soğuk yaşananlar karşısında ani tepki verme, zorlukları aşmadaki azim ve kararlılığımız ne kadar?
Ruh ve beden saplığımıza ne kadar değer veriyoruz
Sadist mi yiz, acımasız mıyız? Karşılaştığımız bela karşısında ani reflekslerimiz , korunma iç güdümüz sıyrılma çabamız ne kadar? Teslimiyetçi yanımız lamı, mücadele yanımız lamı öndeyiz
Kendinizi hiç eleştiriyor musunuz, zaaflarınızı, biliyor musunuz
İrade gücünüz,sabır çizginiz, ufuk çizginiz kırmızı çizginiz nereye kadar?
Çok sevdiğiniz biri uğruna canınızı verecek kadar onurlu musunuz
Gurur yanınız ,haysiyet , şeref yanınız her şeyiniz mi yoksa esnek misiniz?
Soruyorum siz Kimsiniz? Sizce biz siz, bizler, onlar , sizler ne kadar insanız?” diyor. Sahi biz kimiz, ya da kim olmaya çalışıyoruz. Kendimizi tanıyor muyuz, yoksa tanıdığımızı sanıp kendimizi kandırmaktan öteye geçemiyor muyuz? Biz kimiz, ne kadar insanız… Kim sizin kim olduğunuzu biliyor? Kim sizi sizden gerçek anlamda daha iyi tanıyor? Bu soruları kendimize sormamız lazım, ki kendimizin ne kadar insan olduğunu, kim olduğumuzu öğrenelim. Sağlıcakla kalın.