Bu yazı 29 Nisan 2011, Cuma 08:57:07
eklenmiştir. 1620 kez okunmuştur.
Yazar : İsa Çınarcık
Muhalefetin görevi eleştirmektir. Eleştirmek içinde daha iyisini bilmek gerek.
Muhalefetin görevi eleştirmektir. Eleştirmek içinde daha iyisini bilmek gerek. Bilmeden eleştirirsen inandırıcı olmaz, çuvallarsın. Yapılan her icraatı eleştirmekte ciddiyet sınırlarını zorlar, samimi olmaz gayri ciddi olur.
Şimdi yeni bir eleştiri cümlesi siyaset edebiyatına girdi. “içinde insan unsuru yok” diye.
Başbakan seçim bildirgesini açıkladı hemen peşinden meşhur eleştiri geldi.
“iyi güzelde içinde insan unsuru yok.”
El insaf…
13 500 km.lik bölünmüş otoyollarda miting yapmak için ilden ile siz de gitmiyor musunuz?
Yapılan 500 bin toplu konutlarda kim oturacak?
Her ilde açılan üniversitelerde kim okuyacak?
Boğaz altındaki tüp geçidi, Marmara'yı kim kullanacak?
Sağlıktaki, milli eğitimdeki devrimler kimler için?
Bunca yatırımın içinde insan unsuru tam göbekte.
Bu Türk vatandaşı geçmişte neler yaşadı be. Aradığını parasıyla bulamadığı günler daha dündü. En ufak bir ekonomik küresel çalkantıda bir günde % 3040 enflasyonla fakirleştiğimiz günleri gördük. İki katlı köy okul açılışları maharetmiş gibi muhteşem törenlerle yapılırdı. Memur maaşlarını o ay ödeyemeyecek duruma düşüp ta Lüksemburg'a kadar Avrupa'dan borç para dilendiğimiz ve bir milyon dolar borç bulunca bayram yaptığımız günlere ne oldu?
İMF heyeti gelecek diye geceleri uykumuz kaçardı.
Bu günü Eleştirelim ama el insaf.
O günün siyasileri 30 köy yolunu ulaşıma aştık. 40 köye su götündük diye mitingler düzenlenir meydanlarda böbürlenerek söylerlerdi.
Yapılan % 10luk zamları “oh be az geldi” diye sevinirdik.
Enflasyon ne zaman çift haneli rakama inse başarı naraları atardık.
Büyük projeleri büyük ülkeler yapar.
Artık Türkiye geleceğine milyar dolarlık tüm dünyada ses getirecek yatırım projeleri ile ilerliyor.
Bazıları için hayal. Kimileri için içinde insan yok dense de ok yaydan çıktı. Bu ülke değişiyor artık.
Türkiye ve Türk halkı kabuğunu kırdı. Küçük şeylerle kuru laflarla mutlu olmaya çalışma dönemini aştı. Son 10 yıldır projelerde finans sorunun ötesinde tek engel zaman ve muhalefet.
Tüm bunca yapılanların acımasızca eleştirmenin altında yatan gerçek ise kıskançlık. Kafalarında hayalini bile kuramadıkları projelerden rahatsız oluyorlar.
Ülkenin kalkınması, devasa yatırımların kazandırılması onları mutlu etmiyor. Mevcut iktidarın bu gibi kalıcı devasa yatırımların hayata geçmesini istemiyor. Ülkenin kazançlarının yanı sıra iktidara puan kazandıracak endişesi var.
El insaf.
Hem projeyi eleştiriyorsunuz. Hem de “Kanal İstanbul “ Projesini bizim fikrimiz diye sahiplenme yarışına girdiniz. Hem de ta Osmanlıya dayandırarak.
Bu sözlere gülmek mi gerek? Ağlamak mı gerek?
Hani ülkenin kalkınması için çalışacağınıza yemin etmiştiniz?
Oy uğruna, köstek olmayın.
Ülke ile birlikte vatandaş da büyüyor. Artık algılaması. İleriye bakışı büyüdü. Gerçekleri görüyor.
Su kıskançlık krizinden bir an önce kurtulun.
Siz kazanmazsınız bırakın bari ülke kazansın.