Öyle zor ki bazen yaşamak, gülmek eğlenmek, hayata bırakmak kendini. Her an önüne bir engel çıkacağını bilerek yaşamak.. Eninde sonunda mutsuzluğun, gözyaşının kapını çalacağını düşünerek şu anın tadını çıkarmak. Sanki zaman hiç akmayacakmış, hep neşeli zamanların hatıranda kalacağını zannederek çocuksu düşlere kapılmak..
Ben bunları yaptım. Öylesine yaşadım zamanı. Zannettim ki hiç ağlamayacağım. Hiç solmayacak gülüşlerim. Kalbim hiç acımayacak. Hep böyle kıpır kıpır olacak yüreğim. Karnımda bir heyecan, her daim kahkahalar atacağım sandım.
Yanıldığımız anlamak çok geç olmadı demeyi çok isterdim. Zaman zarfı olarak baktığımda çok geç değildi elbet. Hatta birçok kişiye göre kısa bile sayılabilirdi. Ama öyle olmadı işte. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşçasına kenetlendi yüreklerimiz. Belki yanıldım yanıştı ama sonuçta yaşadım.
Uyandım pembe uykudan. Çok geçmeden hayatın gerçeklerine sarıldım. Bu bağlamda onu da yarı yolda bıraktım. Düşündüm aslında. Ya kırılırsa, ya üzülürse diye. Çok ağladım bir anda. Günün geceye döndü. Kalp kırıklığı, tecrübe, ileriyi düşünmek.. hepsi bir anda sıktı boğazımı. Her biri yakamdan çekiştirip durdu. Kimi mantık dedi, kimi kalbini dinle dedi. Ama ben daha önce kalbimi dinlemiştim. Çok yılımı kaybettim. Bunun yanında hayatımı da yitirdim. Zor toparlandım. Şimdi yeni yeni adım atmaya başladığım zamanlarımdı benim. Yeni bir hataya yer yoktu. Sağlam olmalıydı her hareketim. Mantıklı olmalıydı bu yüzden de.
Yaşanabilecek her ihtimalleri değerlendirip öylece karar vermeliydim.
Kesinlikle bir istatistik işiydi bu ilişki.
Olasılıklar, rakamlar, yüzdeler…
Analiz yapılmalıydı. Yaptım. Tamamen mantığımla hareket etmeye karar verdim.
Mantığımda gözyaşı olmamalıydı. Üzüntü keder olmamalıydı artık. Karşımdaki için de öyle. Kimsenin hayatını etkilememeliydi benim seçimlerim. Kimse benim için bir şeyler feda etmek zorunda kalmamalıydı. Basit olmalıydı açıkçası. Durağan olmalıydı.
Ama öyle değildi. Çelişkiler, çetrefeller dolamıştı yolları. Korktum bende.
Yine yenilmekten tek başıma kendi kararımı vermekten korktum. Dedim ya ne de olsa yıkık bir hayatın penceresinden yeni yeni doğuyordum ben. Yer yoktu hatalara..
Omuzlarımda yük büyüktü benim. Hiç kimsenin belki de hissedemeyeceği kadar büyüktü. Bu yükü başkalarına da yüklemek de yakışmazdı bana. Yakıştıramadım zaten. Vazgeçtim.
Böyle olmasını ister miydi yüreğim. İstemezdi. Ama vazgeçtim işte. Olması gereken buydu çünkü.
Bu yazı boyunca hep dedim. Yine diyorum. Hayatımda hataya yer yoktu benim. Ve karşımdakinin de.. Kimse benim için fedakarlık yapmamalıydı.
İşte bu yüzden en kolayına kaçtı gözüm. Aslında belki de en zorunu seçtim ben. Ama anlatamazsın ki. Kolay gelir karşındakine. Mücadele etmemişsin gibi kınar seni. Halbuki hiçbir zaman bilmeyecek belki de. aslında en büyük mücadeleyi iki organım arasında veriyorum ben. Vücudumda fırtınalar kopuyor adeta. Beynim ve kalbim savaşıyor. Kendimi o kadar şartlandırmışım ki. Beynim açık ara farkla önde, kalbim şimdi can çekişiyor.